Site Haritası
 
DOKTORLAR İÇİN
HASTALAR İÇİN
Prostat Büyümesi Tedavisi
Taş Kırma Tedavisi
Ereksiyon Tedavisi

 

  17-22 Mayıs 2008
AUA Orlando- Florida USA
   
  2 - 3 Haziran 2008
5. PERKÜTAN RENAL CERRAHİ KURSU İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
   
  9-12 Ekim 2008
HOT & LIVE IN UROLOGY İSTANBUL
   
  01 - 06 Kasım 2008
20. ULUSAL ÜROLOJİ KONGRESİ Susesi Otel - Antalya
ÜROLOJİ » HASTALAR İÇİN » Prostat Kanderi Tedavisi » Brakiterapi
 

 

Hasta Bilgisi

Seed implantasyonunun kullanıldığı bir teknik (prostat brakiterapi)

Sayın hasta,
Prostat kanseri, erkelerde sıklıkla görülen bir kanser türüdür.Tıptaki yeni gelişmeler, hastalık fazla yayılmadan ve yan etkileri artmadan hastalığı tedavi etmeyi kolaylaştırmaktadır. Bu broşür size hastalık, hastalığın teşhisi, tedavi imkanları ve özellikle seed implantasyonuyla ilgili genel bir fikir verecektir. Şüphesiz bu bilgi bir üroloğa danışmakla kıyaslanamaz. En iyi tedavi yöntemini sadece hastanın kendisi ve kendisini tedavi eden ürolog doktor tespit edebilir.

Prostat kanseri
Kanser anormal hücre çoğalması olarak tanımlanır. Normalde hücreler bölünerek, yaşlı ve yıpranmış hücrelerle yer değiştirerek çoğalırlar; fakat bazen hücreler anormal olarak büyürler ve tümör adı verilen bir hücre yığını meydana getirirler. Bu tümörler her zaman kanserli olmayabilir (iyi huylu, selim) ancak bazen de kanserli olabilirler (kötü huylu,habis). İyi huylu tümörler nadir olarak hayat tehdit edici olurlar, buna rağmen bazı organların normal fonksiyonlarını etkileyebilirler. Kötü huylu tümörlerin ise istila edici bir yapısı vardır ki bu normal dokulara zarar vermektedir. Prostat kanseri normalde ağır adımlarla ilerleyen ve bir belirti göstermeden yıllarca ilerleyebilen bir kanser türüdür. Buna karşın, küçücük saldırgan bir tümör parçası hızla ilerleyip vücudun diğer bölümlerine yayılabilir.

 

Yaş ve hastalığın tekerrür oranı
Prostat kanserinin nedeni hala tam olarak bilinmese de yaş, ırk ve aile geçmişi gibi pek çok etken risk faktörünü arttırmaktadır.
Globoscan tarafından yapılan dünya çapındaki bir araştırmaya göre hastalıkta yaş faktörü ve hastalığın tekerrür oranları şöyledir:
Prostat kanseri nadir olarak 45 yaşın öncesinde görülür ve yaş ilerledikçe bu hastalığa yakalanma riski artar. Afrika kökenli erkekler de, ailesinde prostat kanseri vakası bulunan bireyler gibi risk altındadırlar. Diyetin de prostat kanserini etkileyen bir faktör olduğu düşünülmektedir çünkü et ve hayvansal yağ tüketiminin fazla olduğu ülkelerde prostat kanseri vakaları genellikle fazla olmaktadır.

Belirtiler
Prostat kanseri normalde son aşamaya kadar belirti göstermeyen bir kanser türüdür. Tümör var olduğu halde hiçbir belirti göstermeden büyüyebilir. Prostat kanserinin tipik belirtileri yoktur buna rağmen bu hastalığa yakalanan bazı erkekler sık idrara çıkma, tazyiksiz ve kesik idrar yapma, idrar yaparken yanma ve acı, idrar yapamama, idrarda kan gibi belirtiler yaşadıklarını bildirmişlerdir. Bu belirtiler spesifik olmamakla birlikte prostatın iyi huylu büyümesine de bağlı olabilir. Öte yandan hastalığın erken teşhisi uygun bir tedaviyle birlikte hastayı sağlığına kavuşturacaktır, bu nedenle erken teşhis çok önemlidir. Hastalık, prostat bezesinin sınırları içinde olduğu sürece hastalığı elimine etme olasılığı oldukça yüksektir, tümör bezenin sınırını aştığında ise tedavi güçleşir. Bu nedenle 45 yaşında her erkek mutlaka yıllık kontrol yaptırmalıdır.

 Teşhis
Prostat kanserinin teşhisi için pek çok araç kullanılmaktadır. Bu araçlar kesin teşhis ve erken tedavi için genellikle bir kombinasyon halinde kullanılırlar. Bir dijital rektal incelemede (DRE, Digital rectal examination) ürolog doktor bir eldiven yardımıyla rektumdan prostata ulaşarak eliyle muayene eder. Rektumun prostata yakınlığı dolayısıyla prostat bezindeki anormallik hissedilebilir. DRE prostat kanserinin tanısı açısından önemli bir yöntemdir ancak bu yöntem için prostat tümörünün belli bir büyüklüğe ve pozisyona sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle bu yöntemle ilk evredeki kanserlerin tanısını yapmak pek mümkün değildir. PSA (prostate spesific antigen) prostat bezi tarafından üretilen bir madde olup basit bir kan testi ile tespit edilebilir. Sağlıklı bir prostat kana az miktarda PSA bırakır. Kandaki yüksek PSA ise prostat için normal bir durum olmamakla beraber kesin kanser var olduğu anlamına da gelmemektedir. Yüksek PSA prostatın iyi huylu büyümesinin veya herhangi başka bir durumun da habercisi olabilir. Eğer PSA değeri yüksek ise ek bir takım testler de yapılmalıdır. Transrectal Ultrasound Probe TRUS ile prostat ultrason ekranında görüntülenebilir ve böylelikle ürolog doktorun prostat dokusunu görmesine ve incelemesine olanak sağlar. Bu teknik prostat bezinin durumunu detaylı olarak tanımlanmasını da sağlar. Ultrason probu, hastanın rektumundan yerleştirilerek prostat bezinin görülebileceği kadar uzağa konur. Bu yöntemle ürolog doktor prostatın daha sonra inceleyebileceği bir görüntüsünü alır. Biyopsi sırasında ise özel bir iğne yardımı ile prostat bezinden incelenmek üzere doku alınır. Bu prostat kanserinin kesin tanısı için tek yöntemdir.

Bir takım prostat değerleri
T1. Tümörler küçüktür ve DRE veya TRUS ile tespit edilemez
T2. Tümörler DRE ile tespit edilecek kadar büyüktür.
T3/T4 Tümörler prostat bezinin dışına çoktan çıkmıştır.
N: N değeri etkilenen lenf nodülleri içndir (0-3)
M: M değeri kanserin metastas ihtimali olup olmadığını belirtir. (0-1)

 Tedavi Olasılıkları
Neyse ki günümüzde pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Uygun tedavi hastalığın evresini, mevcut medikal imkanları, hastayı ve ürolog doktoru göz önünde bulundurarak dikkatle seçilmelidir.

 Kanserin sınıflandırılması

Şuan prostat kanseri için iki tür sınıflama yapılmaktadır, bunlar grading ve staging'tir. Grading kanserli hücrelerin normal hücrelerle karşılaştırıldığında ne kadar farklı olduklarını açığa çıkarır, kanser hücrelerinin ne denli saldırgan olduğunu gösterir ve genellikle "Gleason Grade" olarak bilinir. Grade'ler 2 ile 10 arasında derecelendirilir 2 en az saldırgan tümör cinsidir. Staging ise kanserin boyutunun ve yerinin değerlendirilmesidir. Gerçek bir TNM (tümör, nodül, metastes) aşağıda belirtildiği gibidir:

1. Radikal Prostatektomy; cerrahi müdahaleyle prostatın çıkarılması.
2. Radyoterapi

    2.1 Seed implantasyonu; 4.5 mm uzunluğundaki radyoaktif kaynaklı seedlerin kalıcı olarak prostatın içine yerleştirilmesi
    2.2 Eksternal beam;
    vücudun dışından ışın tedavisi yapılması.
    2.3 Yüksek doz oranı (afterloading terapi); yüksek radyoaktif kaynakların geçici olarak prostata yerleştirilmesi.

3. Hormon tedavisi; tümörün büyüklüğünün açıklanması.
4. İzleyerek gözlemleme; hiçbir tedavi uygulanmadan kanserin belli aralıklarla yakından gözlemlenmesi.

1.Radikal prostatektomy
Bu yöntem prostatın cerrahi müdahaleyle tamamen alındığı bir yöntemdir. Operasyon alt karın bölgesinin cerrahi olarak açılmasıyla yapılır. Kanserin ilk evrelerinde en çok kullanılan geleneksel bir yöntemdir. Prostat beziyle sınırlı tümörlerde yüksek başarı elde edilse de bu yöntemin birtakım olumsuz yönleri de bulunmaktadır; bu olumsuzluklar arasında iktidarsızlık riski, ereksiyon sağlayamama veya cinsel münasebet için gerekli ereksiyonu sağlayamama, idrar tutamama, mesaneyi kontrol edememeye bağlı idrar tutamama, ameliyat sonrası döneminin uzun olması, yaşlı ve sağlığı bozuk kimseler için uygun olmama, cerrahi risk ve ameliyat sonrası problemler ve bu operasyonun bir tek prostat beziyle sınırlı tümörler için uygun olması bulunmaktadır.

2.1.Kalıcı Brakiterapi- seed implantasyonu
Bu yöntem ile seed adı verilen küçük radyoaktif kaynaklar prostatın içine yerleştirilir çünkü kanser hücreleri normal dokulara göre radyasyona daha duyarlıdırlar. Her bir seed 4,5 mm uzunluğundadır ve 0,8 mm çapındadır.Her bir seed çevresindeki dokuya belli dozda radyasyon yayar; iyi ayarlanmış mesafelerle prostatın tamamına seedler yerleştirilerek tüm organ seedlerle kaplanır ve gerekli dozda radyasyon ile tüm kanser hücreleri öldürülür. Uygulama direkt olarak prostatın içinde yapıldığı için etraftaki doku ve organlar hiçbir zarar görmez. Prosedür aşağıda anlatıldığı gibidir:

*Hastaya anestezi uygulanır ve rektuma bir ultrason probu yerleştirilir
*Yerleştirme ve seed sayısı ultrasondaki prostat görüntüsüne dayanır
*Ürolog doktor iğne implantasyonunu yerleştirir ve onkolog doktor seedleri implante eder.
*Tüm işlem yaklaşık bir saat kadar sürer ancak bu tolere edilebilir bir zamandır, çünkü açık cerrahi bir müdahale söz konusu değildir. Hasta hastanede yatmadan tedavi edilir veya kısa bir süre hastanede kalarak tedavisi gerçekleşir. Birkaç gün içinde hasta normal aktivitelerine geri dönebilir.


 Klinik sonuç nedir?
Uzun süreli veriler gösteriyor ki (15 yıla yakın) prostat kanserinin seed implantasyonuyla erken tedavisinin radikal prostatektomiyle kıyaslanabilecek derecede başarısı ve eksternal beam terapiden daha iyi sonuçları vardır. Brakiterapinin yan etkileri de oldukça azdır.İdrar tutamama %5'in altındadır, iktidarsızlık vakası sadece %20-30'dur. Ancak operasyonun hemen ardından idrar yapmada güçlük veya idrar yaparken acı gibi akut fakat geçici yan etkiler görülebilir.

 Bu terapiden kimler yararlanabilir?

Seed implantasyonu erken evredeki tüm prostat kanseri hastalarına uygulanabilir ancak kanserli doku prostat beziyle sınırlı olmalıdır. Teşhis değerleri ise aşağıdaki gibi olmalıdır:
Gleason değeri < 7
PSA < 10
Staging T2a veya daha az, N = 0, M = 0
Prostat hacmi < 50 ccm
İdrar akış testi oranı en fazla 15 ml/s olmalıdır.

Hastanın durumunun diğer özelliklerinden dolayı yukarıdaki değerlerle uyuşmayan bireysel farklılıkları olabilir.

 Seed implantasyonunun faydaları

Bu yöntemin hasta açısından pek çok avantajları bulunmaktadır:
* iktidarsızlık vakasının az görülmesi
* idrar tutamama vakasının az görülmesi
* radikal prostatektomiyle kıyaslanabilecek başarı oranı
* düşük cerrahi risk
* bir gün süren prosedür
* hastanede yatmadan tedavi olanağı
* aynı zamanda yaşlı ve sağlığı bozuk hastaları da tedavi etme olanağı.

 Eksternal Beam
Bu tedavi yönteminde yöntemle aynı adı taşıyan linear accelarator yüksek enerjili X-ray ışını yayılır. Işın kanserli bölgeye pek çok değişik biçimde verilir. Tedavi günde bir, haftada beş kez olmak üzere yaklaşık 6 veya 7 hafta uygulanır. Fractionation olarak da bilinen bu tedavi bir gün ara ile uygulanarak ışının geçtiği normal dokulara zarar gelme riskini minimuma indirir. Hastanede yatmayı gerektirmediği için yaşlı erkekler içinde uygundur, hastaneye uzun süreli olarak yapılan günlük ziyaretler ile tedavi gerçekleştirilir. Yöntemin; yüksek oranda iktidarsızlık riski, kısa süreli akut yan etkiler ve radyasyonun normal dokulardan da geçmesine bağlı yorgunluk, sık ve ağrılı idrar yapma, üst karın, ishal, rektumda acı ve kanama gibi komplikasyonlar vb. olumsuz yönleri bulunmaktadır.

 Yüksek doz oranı (afterloading terapi)
Tüpler cerrahi bir müdahaleyle tümörün içine yerleştirilir ve radyoaktif iridyum bir kablo bu tüplerin içine geçici olarak sokulur. Yüksek dozdan dolayı bu tedavi yöntemi pek çok bölüm halinde yapılır. Bu şekil genellikle ışın tedavisinden (eksternal beam) veya radikal prostatektomiden sonra yardımcı tedavi olarak kullanılır. Hastanede yatmayı gerektirmez, sadece 3 tedavi seansı yeterli olur ancak her seans sonunda duyum yitimi riski söz konusudur.

 Hormon Tedavisi
Erkeklik hormonu olan testosteronu azaltarak prostat kanserinin ilerlemesi engellenir. Herhangi bir cerrahi müdahale bu yöntem için söz konusu değildir. Etrafa sıçramış olan tümörler için kullanılabilir. Ani ateş basmaları ve cinsel gücün azalması ve kardiovasküler problemler gibi yan etkileri bulunmaktadır. Ayrıca bu tedavi prostatı tedavi etmemektedir.


  İzleyerek Gözlemleme

Hiçbir tedavi uygulanmaz ve kanser yakından gözlemlenir. Sürekli olarak monitörden takip gerektirir. Ağır ilerleyen bir tümör söz konusu ise sağlığı bozuk ve tedaviyi kaldıramayacak olan yaşlı hastalarda tercih edilebilir.Bu durumda tümör monitörden yakın olarak takip edilmeli ve tümörün karakterindeki değişmelere anında müdahale edilebilmelidir. Herhangi bir yan etkisi ve uygunsuzluğu olmadığı halde prostatı da tedavi etmez.